Menu
in

“Anne Ben Dansçı Olmak İstiyorum!” Çocuk Dansçılar İçin Öneriler

Evde, ayna karşısına geçtiniz, en sevdiğiniz şarkı ise son ses size eşlik ediyor. Serotonin seviyeniz yükseliyor, metabolizmanız hızlanıyor ve vücudunuz istemsizce olsa da hareket etmeye başlıyor. Çoğunlukla belirli bir yetkinlik gerektirdiği düşünülse de dans, ilk izlerinin rastlandığı M.Ö. 3300 yılından bugüne; sosyalleşmenin, bir arada ve anda olmanın tek yolu. Hem enerjik kalmanızı hem de vücudunuzu tanıyarak onunla daha keyifli ve verimli vakit geçirmenizi sağlayacak bu disiplinle ne kadar erken yaşta tanışırsanız, sizin için o kadar iyi…

Bedeninize “genç yaşta” açılan bir kapı

Bedenin çok daha aktif olduğu 4 – 11 yaşı kapsayan dönemde, bedeni ve onun sınırlarını keşfetmek, sonraki dönemlere oranla çok daha kolay olacaktır. Fiziksel aktiviteyi kolay ve eğlenceli hale getirmesinin yanı sıra dans, esneklik kazandırır, kasların güçlenmesini sağlayarak duruş bozukluklarının önüne geçer ve bu kas gücünün uzun yıllar korunmasını sağlar. Diğer yandan ise vücudun dengesinin oluşmasına ve kişinin hareket koordinasyonunun gelişmesine yardımcı olur. Bu nedenle çocuklar için dans oldukça önemlidir.

Nereden başlamalı?

İlk adım olarak, doğru dans türünü seçmek biraz zaman alabilir. Bu seçim yapılırken, çocukların harekete olan eğilimleri, gün içerisindeki hareket etme alışkanlıkları ve (varsa) spesifik bir dans türüne ilgi duyup duymadığı üzerinden sağlıklı bir karar verilebilir. Yine de bu kararların kalıcı olmadığını hatırlatmakta fayda var. Yaş grupları değiştikçe çocukların hareket alışkanlıkları ve ilgi alanları farklı yönde gelişebilir. Bu nedenle çocuklarla iletişim halinde olunarak, süreç boyunca dansın çocuklar için önemi ve hayatlarında ne gibi bir yer edindiğini gözlemlemek gerekir.

Vücudumu seviyorum, kendimi seviyorum

Fiziksel aktiviteler, yalnızca “fiziksel” anlamda değil, ruhsal ve zihinsel anlamda da bedene büyük oranda katkı sağlar. Kent yaşamında hareket alanları daralan çocuklar, dans ile yepyeni dünyalar keşfeder, hareket ettikçe kendilerine güvenleri artar ve sosyal anlamda daha güçlü karakterler haline gelirler. Dans dersleri aynı zamanda çocuklara “oyunu doğru oynama” rehberi olur. Rakip edinmekten çok; birlikte hareket etmek, birbirlerini izleyerek hareketlerinden çıkarımlar yapmak ve en önemlisi arkadaşlık bağı geliştirmeleri noktasında dans, onları disipline eder.

Eğlenceli bir “rutin”

Dans aynı zamanda çocukların, gündelik hayatlarında bir düzen yakalamasını sağlar. Bu düzen içerisindeki düzensizlik ise bu düzeni eğlenceli hale getirecektir. Her gün dans etme rutinine sahip çocuk, o gün nasıl hareket edeceğine kendisi karar verir. Böylece, başka konu ya da alanlarda da benzer rutinlere sahip olmayı isteyebilir ya da sahip olacağı rutinleri tek başına düzenleme becerisini kazanabilir. Diğer yandan dans, önce zihni, sonra ise zihni disipline etmeyi sağladığından, çocukların bu alışkanları daha hızlı ve sağlıklı bir şekilde kazanmalarını sağlar.

Hangisini seçmeli?

Doğru dans yoktur, az ilgi vardır. Ancak çocukların dans yolculuğuna muhtemel en doğru noktadan başlaması için, öncelikle hangi dans türünü, ne amaçla tercih ettiklerini bilmeleri gerekir. İçine kapalı ya da hareket etmeyi sevmeyen çocuklar için ağırlıklı olarak vücutlarına konsantre olacakları bale tercih edilirken hareketli ve sosyal çocuklar için hip-hop, Latin vb. hareketli ve ağırlıklı olarak partnere ihtiyaç duyulan dans türleri tercih edilebilir. Burada temel olan, çocukların kendi ilgi alanları ya da heves duydukları dans türlerinden yola çıkmaktır. Zamanla bedenlerini tanıyan çocuklar, bu konuda kendi kararlarını verebilecek konuma gelirler.

Uzmanlar ne diyor?

Dans, şüphesiz ki çocukların hem fiziksel hem de duygusal dünyasını geliştiriyor. Ancak uzmanlar dansın yalnızca bunlarla sınırlı kalmayan ve günümüz dijital dünyasında yetişecek çocukları bu dünyanın karanlık yüzünden koruyan başka bir yanına dikkat çekiyor. Ekran başına hapsolan çocuklar, hem kendilerini hem de etrafında olup bitenleri keşfetmeyi düzenli olarak erteliyor. Ancak dans, onlara hem bedenlerini yeniden keşfetme şansı sunarken, kendileriyle vakit geçirebilme,”gerçek hayatta” arkadaşlıklar geliştirebilme ve en önemlisi sabırlı olabilmeyi öğretiyor. Enerjilerini bilgisayar ya da tablet karşısında, yalnızca “zihinlerinde” harcayan ve bu şekilde bedenlerinin potansiyellerinden habersiz büyüyen çocuklar, gittikçe empati yoksunu, sabırsız ve yeni fikirlere kapalı hale geliyor. İşte tam da bu yüzden, onların hareket etmesi hem onlar hem de sizin için bu kadar önemli.

Dans, tek başına var olabilen bir disiplin değil, ondan söz ettiğimizde müziği de mutlaka beraberinde anmamız gerekiyor. Müzik genellikle “oturulup dinlenen” bir şey olması gerekirken, dansla birlikte, müzik de çocuklar için yepyeni bir deneyim haline geliyor. Çünkü müziğe verilen ilk cevap çoğunlukla bedensel oluyor. Şarkı söylerken ve hatta dinleyip ritim tutarken bile, hem zihnimiz hem de vücudumuz aktif hale geliyor. Çocuklar içinse bu durum çok daha önemli, çünkü çocuklar şarkı söylerken ya da yalnızca ses çıkarırken bile etrafındakilerle bağ kuruyor, hislerini ve düşüncelerini bu şekilde rahatça aktarabiliyor. Çünkü söylemek yerine göstermek onlar için her zaman  çok daha kolay. Çocuğunuzun renkli dünyasına zenginleştirmek içinse bu göstergelere çokça ihtiyacı olacak.

Yorum Yazın

Exit mobile version