Menu
in

Acı Kaybımız

Yıllardır yapmakta olduğum aynı bir koşu misyoneri görevini üstlenmek gibiyken, koşuya, sağlıklı yaşama, spora dair ne varsa insanlara anlatıp sevdirmeyi içgüdüsel bir hale getirdi. Bundan büyük zevk alırken, olumlu sonuçlarını insanlar üzerinde görmek ayrıca doğru bir iş yaptığımı her seferinde hatırlatıyordu.

Yine de bazen üzücü haberlerle karşılaşıyoruz ve göz ardı edemiyoruz ya da paylaşmadan edemiyoruz, diğer arkadaşlarımızın iyiliği için.

Genellemek kolay birşeydir fakat herşeyin bir sebebi vardır arkadaşlar. Neden böyle bir giriş yaptığımı şimdi anlayacaksınız ve lütfen bir önceki cümlemi, haberi verdiğimde yine okuyun;

Birçok ortak arkadaşımın olduğu bir İzmir’li maratoncunun (Hüseyin Can), 2 gün önce aramızdan ayrılmış olduğunu öğrendiğimde üzüldüm. Kalp krizi sebebiyle öldüğü öğrenilse de, bunun da ardında yatan başka bir sebep vardı ve sebep koşması değildi!

Paylaşımlardan öğrendiğimiz kadarıyla aynı günde çift antrenman yapmak istemiş, ilkini saat 10:00’da tamamlamış, ikinci antrenmanını ise 19:00’da yaparken kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yummuştur. Benim de tehlikeli sıcaklar üzerine bir iki uyarım olmuştu ve sıcak + çift antrenman ikilisi kuvvetle muhtemel, bu kaybımızın en önemli sebebi olmalıdır.

Daha net bir yorumda bulunabilmek için mutlaka son 2 haftalık antrenmanlarını da detaylı şekilde incelemek gerekirdi fakat koşu gibi çok detaylı ve en yüksek nabızlı spor branşında, en ufak detay bile sonucu olumlu veya olumsuz etkilerden lütfen sıcakta koşma konusuna daha da fazla dikkat edin.

Basketbol ayakkabısıyla birkaç defa koşabilirsiniz, en fazla sakatlanırsınız, soğukta koşabilirsiniz, en fazla hasta olursunuz, ancak sıcakta koşunun şakası yoktur, çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Burada bahsettiğim sıcaklık, elbette 25-30 derece değil. 30 derece ve üzeridir. Bugünlerde İzmir ve diğer güney sahil şehirlerimizde gün içi sıcaklıklar 40-42 dereceleri bulabiliyor. Bu sıcaklıklarda koşarsanız, aynı hızda koşarken nabzınız 10-15 bpm daha hızlı atacaktır. Terleme oranınız katlanarak yükselecektir ve kaybettiğiniz sıvı ve elektrolitleri yerine koymazsanız, şanslıysanız gözünüzü acil serviste açabilirsiniz.

Türkiye’deki maraton ve birçok yarı maraton yarışlarının konuşmacılığını yapan tecrübeli abimiz Osman Atakan Tekin’in nitelendirdiği gibi, bizler “saksıdaki çiçekler” gibiyiz. Az sayıda, nadide insanlarız. Toplumun sağlıklı hale gelebilmesi adına zincirin önemli halkalarıyız, birçok kişiye yaptıklarımızla örnek oluyor veya ilham veriyoruz. Bu yüzden lütfen bilimi takip edelim. Araştırıp bilgi sahibi olalım, sağlığımıza daha çok dikkat edelim. Kimsenin, koşu öldürür gibi saçma bir genelleme yapmasına ortam hazırlamayalım.

Şimdi önemli kuralları hatırlayalım;

Şu sıralar sabah 7:00 – akşam 19:00 arasında lütfen koşmayalım.

Bu saatler dışında koşacaksak, öncesinde yeterli sıvı aldığımızdan emin olalım.

Koşumuz için yanımıza elektrolit içeren yeterli sıvı alalım.

Açık renkli ve teri atabilen sentetik malzemeden imal spor kıyafetleri giyelim.

Koşumuzun öncesinde nerede koşacağımız sosyal paylaşım sitelerinden duyuralım.

İmkan varsa arkadaşımız, eşimizle koşalım.

Dağda veya insan olmayan bir bölgede koşacaksak yanımıza şarjı dolu cep telefonumuzu alalım.

Uzun bir koşu yapacaksak, koşu esnasında kötü giden bir durum olursa bunu hemen paylaşıp lütfen yardım isteyelim, tecrübesiz biriysek ve durum ciddiyse kendi başımıza çözmeye çalışmayalım.

Varsa gölgeden koşalım.

Takip ettiğimiz ciddi bir program yoksa daha yavaş koşalım, yavaş koşmak ve bunun faydasını görmek, koşullara göre gereğinden hızlı koşup hastanelik hale gelmekten iyidir.

Her koşumuzda keyif almaya çalışalım, keyfi eksiltecek ciddi bir unsur varsa, önce bunu çözelim.

Kendimize iyi bakarsak, daha uzun yıllar koşmaya devam edebiliriz, 101 yaşındaki Fauja Singh gibi.

Arkadaşımızın tüm tanıdıklarına sabır diliyorum. Sağlıklı Koşular.

Yorum Yazın

Exit mobile version