Menu
in

Yarım Ayakkabıyla Gelen Berlin Zaferi

“Yarım Ayakkabı” da nedir? Bir ayakkabının yarısı, içindeki astarıdır ve o astara göre üretilmiş bir ayakkabının astarı kayıp çıkarsa, koşarken o ayakkabı bir işkence aletine dönüşebilir. Bunu ben de edindiğim birçok ayakkabıdan birinde yaşamıştım.

Geçtiğimiz Pazar günü dünyaca ünlü Berlin Maratonu koşulurken ben de oradaydım. Şaka 🙂 Ben de Almanya’daydım fakat 10km’lik bir başka kros yarışında mücadele edip genel klasmanda 1.nin çok az arkasında bitirerek 2.lik ile döndüm. Fakat her koşucu gibi benim de aklım Berlin’de idi. Neler oldu, kim kazandı, bitirenin süresi neydi gibi sorularla yurda dönerken, bugün itibariyle yarışın kazananı ve nelere rağmen kazandığını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bitiş çizgisine ayakları su toplamış ve kanamış halde ulaştığında, şüphesiz Eliud Kipchoge kendisini dünyanın en iyi maratoncusu haline getirmişti. Berlin maratonunda kendi en iyi derecesini koşan Kenyalı atlet, 20:04:00’da bitirirken, en yakın rakibinin 81 saniye önündeydi.

Gladys Cherono’nun 2:19:25’lik kadınlar kategorisi zaferi gibi, Kipchoge’nin zamanı bu yıl dünyada koşulmuş en iyi süreydi. Fakat Kipchoge’nin parkurda yaşadığı durumlar onu dünyanın en müthiş maratoncusu haline getirdi.

Kipchoge, yarışın büyük kısmını iç astarlarının ayakkabılarından sarkmış şekilde ve bunun sonucunda acıya sebep olan, yarışın ilerideki kısmında dikkatini de dağıtan bir ayakkabı sorunuyla koştu.

“Kolay değildi. Sol ayağımda su toplaması yaşadım ve büyük baş parmağım kesilmiş, kan içindeydi.” dedi.

Parkurda bulunan Tiergarten’daki serin ve güneşli hava koşulları görüldüğünde, Dennis Kimetto’nun geçen yıl aynı parkurda kırdığı 2:02:57’lik dünya rekorunun kırılacağına dair umutlar büyüktü fakat yaşadıkları göz önüne alındığında, Kipchoge’nin rekoru kırmak konusunda şansı kalmamıştı.

Fakat ilk milde Kipchoge’nin sol ayakkabısının astarı gevşeyip ayakkabısından çıktı. Diğer liderlerle 10 kilometre çizgisini 29:19’da geçtiğinde, dünya rekoru süresinden 5 saniye ilerideydi ancak sağ ayakkabısının atarı da aynı şeyi yaptı.

Sadece zaman kaybetmek değil, aynı zamanda durumu daha kötü hale getirme korkusuyla, astarların ikisi de ayakkabılarından sarkmış sallanarak koşarken, Kipchoge durmak gibi bir riske girmedi. “Ayağımda acı vardı, ne yapabilirdim? Yarışı bitirmek zorundaydım.” dedi.

Ön grup yarı mesafeyi 61:53’te geçtiğinde Kipchoge doğrudan pacemaker denilen tempo atletlerinin arkasına geçti ancak burada yalnız değildi. Kenyalı dostları Emmanuel Mutai, Geoffrey Mutai ve Eliud Kiptanui ile Etiyopya’lı Feyisa Lilesa ve Tamirat Tola da onunlaydı.

30.km’ye gelindiğinde Boston ve New York City maratonlarının parkur rekoru sahibi Geoffrey Mutai ile Tola geride kaldı. Emmanuel Mutai ve Kipchoge ise önde tempoyu üst seviyede tutmaya çalışıyorlardı. 20 mil (32km) çizgisi civarında Kipchoge, yarışın kayda değer ilk hareketini yaptı.

Astarları ayakkabılarına çarpa çarpa Kipchoge öne geçti ve adımlarını açıp arayı açmış oldu. 30 ile 35.km arasını 14:23’te geçerek, yarışın en hızlı bölümünü burada kat etmiş oldu. Brandenburg kapısından geçtiğinde, bitişe 400 metre kalmıştı ve rakipleri görülmüyordu bile.

Bitiş çizgisini geçtiğinde kollarını açmış, 2:04:00’da tamamlamış Kipchoge, maraton mesafesindeki 6 denemesinden 5. defa zaferi de elde etmişti. Tek yenilgisi 2 yıl önce Berlin’de, Wilson Kipsang o zamanki dünya rekoru olan 2:03:23’ü koştuğunda arkasında bitirmek olmuştu.

Bu olayın ardından herkesin aklındaki soru, ayakkabılarına dair ne sorun olmuştu ve eğer bu durum yaşanmasaydı, Kipchoge ne kadar daha önce bitirebilirdi.

“Astarın altındaki yapıştırıcı astarı tutmamıştı. Bu iyi bir ayakkabı ve antrenmanlarda aynı ayakkabıyı test etmiştim fakat bu bir spor. Kabul etmeliyim. Sanıyorum bundan daha hızlı koşabilirdim ama süresini bilemem.” dedi.

Yorum Yazın

Exit mobile version